İdare Hukuku

İdare hukuku, idarenin (devletin veya kamu kurumlarının) yaptıkları eylem ve işlemlerin sınırlarını belirleyen, söz konusu işlem ve eylemlere karşı vatandaşların haklarını koruyan hukuk dalıdır.

Bu hukuk dalı, kamu ile vatandaşlar arasındaki ilişkileri düzenler.

İdare, en basit ifade ile kamu kurum ve kuruluşlarına verilen genel isimdir. Bakanlıklar, belediyeler, üniversiteler, hastaneler, okullar ve diğer kamu kurumlarının tamamı idare kavramı içerisinde yer alır. İşte bu kurumların otoritesi karşısında, bireylerin haklarını koruyan ve kamunun gücünü kullanma alanını sınırlandıran düzenlemelerin tamamı idare hukuku olarak kabul edilir.

İdarenin haksız eylemlerinde idare hukuku devreye girer ve bireylere idari yağıda haklarını arama imkanı verir. İdare hukuku avukatı bu noktada gerekli davaları açarak ve diğer hukuki işlemlerle bireylerin haklarının korunması noktasında hukuki destek verir. İdare hukuku konusundaki hukuki destek ve danışmanlık ihtiyaçlarınız için dilediğiniz zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İdare Hukuku Nedir?

İdare hukuku; Anayasa ve diğer hukuki düzenlemelere dayanan, kamu yararını gerçekleştirmeyi hedefleyen, idarenin işleyişini ve idare ile gerçek kişilerin ilişkilerini düzenleyen bir hukuk dalıdır. Kamu gücünü kullanan idarelerin yaptıkları işlemler, gerçek ve tüzel kişileri yakından ilgilendirir. Bu işlemlerin hukuka uygun olması gerekir. Hukuka uygunluk noktasındaki uyuşmazlıklarda idari yargıya gidilerek, gerekli yargı denetiminin yapılması sağlanır.

İdare avukatı tarafından başvurulan hukuk yolları ile idarenin işlemleri durdurulabilir veya iptal edilebilir. Böylece gerçek veya tüzel kişilerin yaşamış olduğu mağduriyetler giderilir.

İdare hukuku, bireyleri yakından ilgilendiren bir alandır. Bu alanın öne çıkan özelliklerinden bazıları aşağıdaki gibidir:

  • İdare hukuku, yeni ve genç bir hukuk dalıdır.
  • Buradaki temel hedef, kamu yararının gerçekleştirilmesidir.
  • Ticaret hukuku veya ceza hukuku gibi hukuk dallarından farklı olarak burada mevzuat birliği yoktur.
  • İdare hukukunda içtihatlar çok önemli bir yer tutar. Süreklilik, düzenlilik, yetki ve usuldeki paralellik ile kamu hizmetlerinin değişkenliği ilkeleri yasal veya anayasal değildir. Bu ilkeler, yargı içtihatları ile belirlenmiş ilkelerdir.
  • Anayasa hukukunun somutlaşmış hali olarak kabul edilir.

İdare hukukunun başlıca özellikler bu şekilde özetlenebilir. Ancak dinamik bir yapıda olduğundan dolayı buradaki ilkelere yenileri eklenebilir veya var olan ilkeler değişebilir.

İdare Hukuku Kaynakları

Diğer hukuk dallarında olduğu gibi idare hukukunda da farklı kaynaklar vardır. Bu kaynaklar, soyut olandan somut olana ve onu yapan devlet kurumunun genel hiyerarşideki yerine göre sıralanır. Söz konusu sıralama, kurallar hiyerarşisi olarak ifade edilir. Aynı zamanda normlar hiyerarşisi olarak da bilinir. İdare hukuku kaynakları aşağıdaki gibidir:

  • Anayasa
  • Kanunlar
  • Kanun hükmünde kararnameler (KHK)
  • Tüzükler
  • Yönetmelikler
  • Diğer düzenleyici işlemler
  • Doktrinler
  • İçtihatlar
  • Teamüller
  • Genel İlkeler

Buradaki sıralamada üstte yer alan kaynaklar, alttakilerine kıyasla daha soyut ve daha geneldir. Alttaki kaynaklar ise daha az soyuttur ve üstte yer alanlara kıyasla daha detaylıdır.

İdari Yargıda Dava Türleri

Anayasanın 125.maddesinde, idarenin bütün işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ifade edilir. Bu bağlamda idari işlemler için farklı davalar açılır ve bunlar genel itibariyle üç sınıfa ayrılır. İdari yargıdaki dava türleri ile ilgili detaylar şu şekildedir:

İptal Davaları

İptal davaları; idari işlemlerin şekil, usul, yetki, maksat ve konu yönlerinden en az biri bakımından hukuka aykırı olmaları durumunda, ilgili işlemin iptal edilmesi için açılır. İdari yargılamaların çok büyük bir kısmını iptal davaları oluşturur. 2577 sayılı İYUK m.2’de yer alan iptal davaları, menfaatleri ihlal edilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından açılabilir.

İptal davalarının da kendi içerisinde farklı türleri vardır. Bunlardan bazıları şu şekildedir:

  • Disiplin cezalarının iptali için açılan davalar
  • Devlet memurluğundan veya kamu görevinden çıkarılma işleminin iptali için açılan davalar
  • Atama, unvan değişikliği, görevde yükselme ve tayin gibi işlemlerin iptaline yönelik davalar
  • Yıkım, imar gibi işlemlerin iptaline yönelik davalar
  • İhale mevzuatından kaynaklı iptal davaları

İptal davaları, idare avukatı tarafından süresinde ve ilgili mevzuata uygun şekilde açılmalıdır. Dolayısıyla bu davaların açılması sürecinde hukuki desteğin alınması büyük bir öneme sahiptir.

Tam Yargı Davaları

İdari işlemler veya eylemler nedeniyle kişisel hakları direkt olarak zarar görenlerin, uğradıkları zararı tazmin etmek için açtıkları davalardır. Bu yönü nedeniyle tazminat davaları olarak da bilinirler. Örneğin; sağlık personellerinin kusurundan dolayı uğranılan zararlar için tam yargı davaları açılır.

Tam yargı davaları tek başına açılabileceği gibi iptal davaları ile birlikte de açılabilir. İdarenin eylemine ve ortaya çıkan sonuca göre nasıl bir yol izleneceğine idare hukuku avukatı tarafından karar verilir.

İdari Sözleşmelerden Kaynaklı Davalar

Kamu hizmetlerinin yürütülmesine yönelik olarak yapılan idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların ortadan kaldırılmasına yönelik davalardır. Bu davalarda izlenecek yol için idare avukatından hukuki destek alınması gerekir. Böylece herhangi bir hak kaybı ya da mağduriyet yaşanmaz.

  • İdari yargılamaların önemli kısmı iptal davaları ve tam yargı davalarından oluşur. Bu davalar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar şu şekilde özetlenebilir:
  • İptal davaları ile tam yargı davalarında aynı usuller geçerlidir.
  • İptal davaları sadece idari işlemlere yönelik olarak açılabilirken, tam yargı davaları ise idari işlem, sözleşme ve eylemlere karşı açılabilir.
  • İptal davası açabilmek için bir menfaat ihlali yeterli iken, tam yargı davası içinse bir hakkın ihlal edilmesi gerekir.
  • İptal davaları, sonuçlarına bağlı olarak aynı türdeki diğer davaları da etkileyebilir. Ancak tam yargı davaları sonuçları açısından özneldir.

İdari Davalar Hangi Mahkemede Açılır?

İdari davalar; idare mahkemesi, vergi mahkemesi ve Danıştay’a açılabilir. İYUK açısından her davanın her yerde açılması söz konusu değildir. Bu yüzden ilgili konuda hangi mahkemenin yetkili olduğuna bakılarak davanın açılması gerekir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m.32/1 gereğince davaya konu olan işlemin veya eylemin yapıldığı yer mahkemesi, genel yetkili mahkeme olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla işlemi yapan kamu kurumu hangi ilde ise o ilde bulunan idare mahkemesi yetkili olarak kabul edilir ve davanın da buraya açılması gerekir.

İYUK içerisindeki 33, 34, 35 ve 36. maddelerde özel yetki kuralları açık olarak belirtilmiştir. Bu kurallar dışındaki idari işlemlerde yer mahkemeleri yetkili olarak kabul edilir. Özel yetki kurallarına dair detaylar ise aşağıdaki gibidir:

  • Kamu görevlilerin nakil ve tayinlerine ilişkin konulardaki davalarda, kamu görevlisinin eski veya yeni görev yerindeki idare mahkemesi yetkilidir.
  • Kamu görevlilerine yönelik diğer işlemlere ilişkin davalarda, kamu görevlilerinin görev yerleri (veya son görev yerleri) içerisindeki idare mahkemesi yetkilidir.

İdari Dava Yetkisiz / Görevsiz / Yanlış Mahkemede Açılırsa Ne Olur?

İdari davaların nereye açılacağı konusunda farklı sorunlar yaşanabilmektedir. Bu davaların yetkisiz, görevsiz ya da yanlış mahkemede açılması durumunda, İYUK m.14 ve m.15 devreye girer. Bu maddelere göre yetki ve görev açısından yanlış mahkemeye açılan davalar, yetki ve görev bakımından reddedilir ve yetkili mahkemeye gönderilir. Dolayısıyla yanlış idare mahkemesine açılan davalar, nihayetinde yetkili mahkemeye gönderilerek burada açılması sağlanır.

İdare mahkemelerine gönderilen adli yargının görevli olduğu konulara ilişkin dava dilekçeleri ise direkt olarak reddedilir. Bu dilekçelerin yetkili mahkemeye gönderilmesi, idare mahkemesince yapılmaz.

İdare Hukukunda Dava Açma Süresi

İdare hukukunda dava açma süresi, İYUK m.7’de düzenlenmiştir. Buna göre dava açma süresi, kararın tebliğ edildiği günün ertesinde başlar. İdare mahkemesi ve Danıştay için dava açma süresi 60 gün, vergi mahkemesi için ise 30 gündür.

Burada belirtilen süreler her zaman geçerli olmaz. Dava türüne bağlı olarak bu süreler değişebilir. Ayrıca Danıştay’a temyiz için yapılacak başvurularda süre 30 gündür. Bu ikisini karıştırmamak gerekir.

İdare Hukukunda Kanun Yolları

İdari davalar, kendi içerisinde belli aşamalardan oluşur. Herhangi bir hak kaybı yaşanmaması için bu aşamaların tamamında idare avukatından hukuki destek alınmalıdır. İdare avukatı tarafından hazırlanacak dilekçe ve ekler ile açılacak davalar çok daha sorunsuz bir şekilde ilerleyecek ve sonuçlanacaktır. İdare hukukundaki kanun yollarına dair detaylar aşağıdaki gibidir:

İdare Mahkemeleri

İdare veya vergi mahkemelerine verilecek dava dilekçesi ile dava başlar. Dilekçe, İYUK maddelerinde belirtilen şartları taşımak zorundadır. Yapılan incelemede bu şartları sağlayan dilekçeler kabul edilir ve dava başlar. Şartları taşımayan dilekçeler ise reddedilerek, eksikliklerin tamamlanması istenir.

Dilekçenin idare mahkemesince kabul edilmesi ve davanın başlamasının ardından dilekçe, davalı olarak idareye (ilgili kamu kurumuna) gönderilir. Kamu kurumu ise bu dilekçeye karşı bir savunma gönderir. İdare mahkemesi bu defa savunmayı davacıya gönderir.

İdare mahkemesi, davanın konusuna bağlı olarak kamu kurum ve kuruluşlarından bilgi ve belge talep edebilir. Bilgi, belge ve diğer deliller ışığında karar verilir ve hem idareye hem de davacıya bu karar yazılı olarak bildirilir.

İdare mahkemesinde yargılamalar kağıt üzerinde yapılır. Ancak talep edilmesi durumunda yargılamalar duruşmalı olarak da yapılabilmektedir.

Bölge İdare Mahkemeleri (İstinaf Yolu)

İdare mahkemesinin verdiği karara davacı veya idare itiraz edebilir. İtiraz, Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılır. İstinaf yolu olarak ifade edilen bu mahkemeye itiraz etmek için tarafların 30 günlük süresi vardır. İdare mahkemesinin kararının tebliği edilmesinden sonraki gün bu süre başlar.

Buraya yapılan itirazda yürütmenin durdurulması talebi varsa ilk olarak bu talep karara bağlanır ve sonrasında dosyanın esasına geçilir. İdare mahkemesindeki yargılamaya benzer bir süreç yönetilir ve bu sürecin sonunda karar verilir.

Danıştay (Temyiz)

Bölge İdare Mahkemesi’nin kararına itiraz için Danıştay’a başvuru yapılabilir. Danıştay için başvuru süresi 30 gün olarak belirlenmiştir. Danıştay tarafından verilen karar kesindir ve bu karara itiraz yolu kapalıdır.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru

Danıştay’ın vermiş olduğu karar kesindir ve itiraz yolu bulunmamaktadır. Ancak yargılama sürecindeki ihlaller ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir. Anayasa Mahkemesi tarafından bu başvuru kabul edilir ve hak ihlallerin olduğuna hükmedilirse dava dosyası yeniden açılır ve yargılama yenilenir.

Danıştay kararı sonrasında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru için 30 günlük süre vardır. Bu süre içerisinde başvurunun yapılması gerekmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi, yapılan bireysel başvuruyu kabul etmezse aynı hak ihlalleri için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılabilir. Bu başvuru, Anayasa Mahkemesi’nin kabul edilemezlik kararından sonraki 4 ayda yapılmalıdır.

AİHM tarafından hak ihlali kararı verilirse dosya yeniden açılır ve yargılama baştan başlar. Ancak AİHM tarafından verilen kararın türüne bağlı olarak yeniden yargılamanın gündeme geleceği unutulmamalıdır.

İdare Hukukunda Adli Yardım Nedir?

İdare hukukunda adli yardım; maddi durumu iyi olmayan kişilerin harç ücretlerini ödemeden idare mahkemesine dava açmasına imkan veren uygulamadır. Bu uygulama ile maddi açıdan yeterli gücü olmayanların mahkemelere erişmesi sağlanır.

Adli yardım, harç ücretlerinin dava sonucu kesinleşene kadar ödenmemesini sağlar. Dava sonucu kesinleştiğinde ise harç ücretlerinin tamamı davayı kaybeden taraftan istenir. İdare davayı kaybetmişse harç ücretlerini idare öder. Ancak davacı kaybetmişse dava açarken ödemediği harç ücretlerini toplu olarak ödemek zorunda kalır.

Adli Yardım Şartları Nelerdir?

İdari yargıda adli yardım için davacıların bazı şartları sağlaması gerekir. Bu noktadaki temel şart, maddi durumun yetersiz olmasının kanıtlanmasıdır. Bunun için çalışanların maaş bordrosu, işsiz olanların ise SGK dökümünü eklemesi yeterli olacaktır. İdare mahkemeleri çoğunlukla adli yardım taleplerini kabul etmektedir.

İdari Yargıda Yürütmeyi Durdurma Kararı Kaç Günde Verilir?

İdari yargıda yürütmeyi durdurma kararı; idare mahkemelerinden birkaç haftada, Danıştay’dan ise birkaç ayda çıkar. Çıkan yürütmeyi durdurma kararı ile idare tarafından tesis edilen işlemin yürütmesi durdurulur. Ancak alınan bu kararın kesin karar olmadığı unutulmamalıdır. Mahkeme sürecinde farklı mağduriyetlerin ortaya çıkmaması için bu karar alınır.

İdare Avukatı Kimdir?

İdare avukatı, idare hukuku konusunda uzmanlaşmış ve deneyim kazanmış olan avukatlar için yapılan genel bir nitelemedir. Bu nitelemenin avukatlık mesleği içerisinde bir branş ya da alt dal olmadığı unutulmamalıdır.

İdari yargıdaki dava süreçlerinin hızlı şekilde ve istenen yönde sonuçlanması için idare hukuku avukatından hukuki destek almak gerekir. Bu destek sayesinde dilekçeler kapsamlı ve İYUK maddelerinde belirtilen şartları sağlayacak şekilde hazırlanır. Ayrıca davalar yetkili ve görevli mahkemeye açılır. Böylece zaman kaybı ve ekstra evrak işleri ile uğraşılmasına gerek kalmadan dava süreci tamamlanır.

İdari yargıdaki ihtiyaçlarınıza yönelik hukuki destek ve danışmanlık almak için dilediğiniz zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İdare Hukukunda Avukat Tutmak Zorunlu Mu?

İdare hukukunda avukat ile temsil edilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bireyler, kendileri de dilekçeleri ile idari dava açarak haklarını arayabilirler. Ancak idare hukukunun kendine has yapısı ve karmaşıklığı dikkate alındığında, bu sürecin avukatsız olarak tamamlanmasının ve istenen sonucun alınmasının çok zor olduğu unutulmamalıdır.

İdare Hukuku Avukatı Neden Önemlidir?

İdare hukuku avukatı, idari yargıdaki işleyişe dair uzmanlığa ve deneyime sahiptir. Bu sayede davaları zamanında açar ve takip eder. İstenen sonuç gelmediğinde ise istinaf ve temyiz başvurularını yine usulüne uygun şekilde ve zamanında yapar. Bütün bunlar ise davacıların hak kaybı yaşamasını engeller.

İdari yargıda istenen sonucun alınabilmesi için İYUK, ilgili yasalar, yönetmelikler, ilgili Danıştay içtihatları konusunda bilgi sahibi olunması gerekir. Bu bilgi ve uzmanlığa ise ancak idare hukuku avukatları sahiptir.

İdare Avukatı Ücreti

İdare avukatı ücreti, Türkiye Barolar Birliği’nin belirlediği asgari ücret tarifesine ve dosyanın durumuna bağlı olarak avukatlar tarafından belirlenir. İdare avukatı ücreti hakkında detaylı bilgi almak için dilediğiniz zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz.